Kafamdaki seslerin hepsi ayni anda susunca olusan sessizlik rahatsiz etti bu sefer beni. Sessizligin sesi diye bir klise ve bir sarki vardir. Iste bu sessizlikte farkettim ilk kez. Muzik sustugunda huzursuzlasir ilk kez dinleyiciler de. Ozgurce cirpilan elleri, ruzgardaki yelken misali sisip sisip inen kollari nereye koyacagini bilemedigi o kisacik araliktadir ki, insan merak eder bir sonraki sarkiyi. Demek ki en huzursuz anlarimiz, ardindan ne gelecegini bilemedigimiz sarki aralari. Sakin sakin baslayip, aniden patlayan gitarlarla cosan vokallere koca bir orkestranin eslik ettigi de olur (bkz. Tindersticks). Fakat sonlara dogru yine yavaslar muzik. Sen elini ne kadar hizli cirparsan cirp yavaslayip bitecektir o yine. Gecen gun Q'da okudugum gibi 68 dakikalik bir rock sarkisi yapmaya kalkinca da hic kimse basindan sonuna kadar oturmayacak ve sen icine bir suru emegini doktugun yavrunu tanimadik insanlarin onunde ilk kez yuruturken o birden kicustu yapisacak yere.

 

Hersey ne kadar risk almak istedigine de bagli. Insanlari ikiye ayiran gozlemlere bayilirim cunku ben de her zaman hangi gruba uydugumu bulmaya calisirim.

Iliskilerde iki kisilik bir dunya kurman gerektigi ile ilgili bir sey okudum bir e-mailde. Iki kisilik dunyana ne kadar insan sokarsan iliskinin o kadar yipranacagi anlamina geliyordu. Ben her zaman ozellikle bir seylerin yolunda gitmedigini dusundugum iliskilerde yakin cevremdeki bir suru insani israrli bir davetle, televizyonun her evde olmadigi zamanlarda TV izlemeye komsusuna giden kalabalik aile kivaminda, oturma odamiza davet ettim.

 

Bence yurumeyen son iliskimde de yaptigim ve bir daha yapmamam gereken en bariz hata buydu. Tabi bir de ofkemi kontrol etmeyi ogrenmemle ilgili yillardir suregelen sozumu hatirlamam ve gerceklestirmem gerekiyor. Artik post-itlere yazmak da yetmiyor. Rageoholic diyor Amerikalilar bu merete. Icimde patlayan ofke volkanlarini sondurmek icin cabalamak yerine, o an elimde hangi alkol varsa uzerine dokup parlayan alevlerde Neron'un Romayi seyrederken aldigina benzer bir zevk aliyorum. Ofkemi ne olursa olsun kontrol edebilmeliyim.

 

Sakizdan nefret ettigim kadar nefret ettigim bir ikinci nesne de sigara oldu. Daha 4 ay oldu ve ukalalik yapmamam gerektigini biliyorum ama kokusu bile midemi bulandiriyor su anda. Yerini fazlasiyla terkettigi bira kutulari da kokuyor biliyorum ama ayni derece mide bulandirici degil.

 

Hayvanlari çılgıncasına seven kişiler, insanlara veremedikleri fazla sevgilerini vucutlarindan atmak zorunda olan ve 4 ayaklilara kanalize edenler mi acaba? Asik oldugunuz kisinin ilgi alanlarina duydugunuz ilgi, size her ne kadar gercek gelse de askinizin omruyle sinirli bence. Ölümsüz aşk diye bir sey de sadece Shakespeare'in kafasinda ve insanlarin tayt giydikleri toplumlarda var. 16 yasinda askinin dorugundayken Juliet icin o zehri icip de olmeseydi, merak ediyorum Romeo ile Juliet de ivir zivir kavgalar eden bir cift mi olurdu? Ama ilk goruste ask diye bir sey kesinlikle var. İçinizi kıpır kıpır eden karsi cinsin yaydigi o aura bence zaten. Onu tanimak, kusurlarini gormek (bunlari uzuuun süre reddetmek), kavga etmek, birbirinden nefret ettigini sanmak. Bunlar hep isin sonradan gelen, o ilk saniyede dogan dev askin olduruldugu, dograndigi, parca parca edildigi kisimlar. Arkadan gelen kacinilmaz olduguna gore, o zaman askin nedeni niçini ile kafa yormak da cok gereksiz bir vakit kaybi. Geldigi gibi iceri buyur etmek ve her kalkmaya kalkistiginda karpuz vaadiyle kandirarak oturtmak lazim. Iste bunu yapamadi o. Sapasaglam dogmus altin sacli bir cocugu, sirf kendisine benzemiyor diye ilgisiz birakan ve sicakliga en ihtiyac duydugu anda ölüme terk eden gaddar bir anne gibi.

 

Aşk, tarih boyunca çikolataya benzetildi ve bu konuda filmler, kitaplar yazildi. Benim kendi yorumum, agza ilk attiginizda bir sey anlamiyorsunuz ama guzel bir seyin gelecegini bilen vucudunuz hazirolda bekliyor, sonra agziniza cennete benzer (cenneti gordugumden değil öyle diyorlar gidip görenler) bir tad yayiliyor. Dilin onunden arkaya, oradan beyincige oradan da parmak uclariniza yayilan tatli bir his, son parcayi isirdiktan sonra, bir sure daha dolaniyor sinir uclarinda. Ağzınızdan istem dışı bir 'Hımmmmmm' dokuluyor. İşte işin sırrı da burada bence, son parcayi isirip yutmak yerine agizda uzun uzun dolastirmak gerekiyor.

 

Felsefenin sinirlarini zorladim sanirim yine ama orada da damsiz almadilar beni iceri. Tek olmak ne kadar zevkli ve zor birsey. Lezzetli olan herseyin sagliga zararli olmasi gibi, tek basina yasamak da zevkli ve zararli. Bir daha birisine asla bagli olamayacaginiza inaniyor, sonra bu inanci leziz tek bir cikolata karesi icin yikiyor ve sonra tekrar birlestirmeye calisiyorsunuz. O, sizin koruma duvariniz ve ne kadar yuksek insa ederseniz o kadar hizli parcalaniyor. Surlarina guvenen hicbir ulus isgal edilmekten korunamamis bugune kadar. Amerika, Yildiz Savaslari projesi kapsaminda ülkenin üstüne bir koruma kalkani insa etmeyi planlarken, kendi yolcu uçaklarıyla vuruldu. Kimse kendini koruyabilecegi yanilgisina kapılmasin, hepimiz zayifiz birbirimize karsi. Acı çekecegimizi kabullenelim artık.