‘Damlalar damladı’ dediğinde aynı kelimeyi hem özne hem yüklem yaptığımda, yapamayacagim şey olmadığına inandim. Ayni cumlede sozun icinden ozu cikarabildim, yansimamda kendimi gordum.

 

Yansimasina dikkat etmeyen adamdaki ozguven eksikliginin aci tadini aldim tam genzimde. Beremi takarken yan gozle baktim yine de ama aynaya. Sogugu daha disari cikmadan once, el eklemlerimdeki sizlamalarda hissettim. Kış kendini tatli bir aciyla hissetirir zaten. Bu yuzden de asildir, kış uyuyarak bağrına yatanı sevmez, herkes calismali ve burada oldugu icin sukran duygularini kendisine sunmali. Yazsa sinsidir, bir stres altinda ve yalan soylerken terleriz, bir de yazin. Uykuya yatmasini ister herkesin, ‘Çalısmayın yatin siz mi kurtaracaksiniz memleketi?’ adamidir bu ibne yaz. Soğuğu aniden eklemlerimde hissetmek de bu sene yeni eklenenlerden biriydi. Once ilk gri sac, sonra onbeşer dakika öne kaymaya devam eden uyku saatleri ve sonra kolayca kasilan, tutulan kaslar kendi 29 Ekimimde (dogum gunum bugun, ana rahminin benligimi isgalinden kurtulusumun 30.yili) toren gecidiyle gectiler onumden. Ama hicbirinin adimlari digerini tutmuyordu. Bando da kendi caldigini duymazmis gibi Mehter marsini 10.yil marsinin ustune calmaya basladi. Daha fazla hicbirseyin ters gidemeyecegini farkedip derin bir nefes verdikten sonra rahatladiginiz o anlardan biriydi işte. Sigarayi biraktigimi yine unutan elim benden habersiz gömleğimin cebinde sigara arıyordu yine. Fotografta, gomlek cebinde tasidigim paketin beyaz gomlek uzerinden gozukmesi yuzunden ilk kez annemler sigara ictigimi farketmislerdi. O gunden bugune 3 kez cidden biraktim mereti. Cocukluktan beri anne babanin sigara icerken yakalamasi korkusu yillar icindde eriyip ufacik olur ama asla tam bitmez. Baba kizinin sigara ictigini bilir ve odaya girmeden terliklerini koridorda durdugu yerde, uzun uzun şaklatır. Kızlar sigaralari alelacele kultablalarinda sondurur, divanin altina atar ve havadaki duman bulutlarina sinek kovalayan kurbagalama yuzucusu hareketleriyle saldirirlar.

 

Sonunda baba geldiginde odada tek kalan duman, yapmacik saygi ve çocukça bir utanc

bulutudur. Baba öldüğü güne kadar sürer zaten ve o gun geldiginde insan en az ellisinde olmayı umar. Umar dediysek, ellisine geldigi gun, babasinin olmesini beklemeye baslamaz. Yani o andan sonra ölmekte serbesttir. Artık her gün kalp ilaçlarını almasina, bastonunu kullanmasina, hatta o isitme cihazini takmasina bile gerek yok. hatta hatta 16 tane merdiveni sadece alt kata inmek icin tek tek inmesine bile gerek yok. Arkadan kucuk bir darbe ve en alt katta. Ama neden kollari o sekilde kafasinin uzerinde ve neden kafasi beline o kadar yakin?

 

Ellisinden once babasini kaybeden adam yetim (öksüz?) kalmış sayilir ama asla ellinin ustundekiler sayilmaz. Bu yuzden artik ne zaman evlenecegimi dusundugumde şöyle düşünceler geçiyor kafamdan, 'Bu gun 30 yasindayim bir sene icinde bulsam kizi ve bir sene ciksak 32, iki uc sene kendimize saklasak 35,  cocuk dogdu 36, eee bu kadar sigarayla bir kalp krizi 70’de gitsek cocuk neredeyse benim kadarken yetim kalacak, o cocugu yetim birakacagima evlenmem' deyip her evlilige giden iliskimi amiyane tabirle puştça bir şekilde bitirebildim. Tam bu anda aklım amiyane olmayan tabirinee gitti bu durumun ve katiyen hatirlayamadim. Elim yine yarim paketten fazla yedigim meyvalı Nesfit’e gitti. Neden bu kadar cok yemistim ki aç bile degildim tam olarak. Kac saattir Tweaker dinleyerek bunlari yazdigimi da merak ediyordum.

 

Tweaker deyince birden canim soyle guzel bir singer songwriter dinlemek istedi. Babalardan Tom McRae 'Border Song' la girdi. ‘People like you, they come and go’. Random bir satır gibi bir sarkidan ama saniyesinde baglayabiliyorum iste hayatima. Dun hayatimdan cikan ve bircok benzerinin hayatima girecegi Bette Davis adli Amerikali efsane aktrise adiyorum bu satiri hicbir filmini seyretmemis olsam da. Eskiden siyah beyaz filmlere burun kiviran ve ‘Ne bok anliyorlarmis bu zirvaliktan?’ diyen bir zavalli olduğumu farkettim. O filmlerden herhangi birinin setinde dekoru tasimak icin calisan bir isciyle kendi hayatimi karsilastirdim o anda. Ben, sahneden sahneye tasinirken sadece vucudumun agirligini tasirken o, 100 kilodan agir parcalarla bogusuyordu. Ben eve gittigimde ertesi gunu aklima bile getirmezken, o ise yarin ne yiyeceklerini dusunuyor derdim, eğer bu bir ‘Olacak o kadar’ skeci olsaydi ama değil. Every man for himself belki de gercekten. Her koyun kendi bacagindan asilir gercekten de. Neden sasiririz ki acaba kendi yasadigimiz bir duruma uyan bir deyim ya da atasozu mirildandigimizda. Benim aklima her seferinde bir göl haline gelene kadar muslugun başında damlayışını seyreden iki bedevi geliyor. Sanki atasozlerinin hepsi biz daha orta Asyadayken soylenmis gibi gelir bana. Eskiler ya hani oradan da geriye gidemiyorum.

 

Aslinda gecenlerde gidebilecegim kadar geriye gittim. Nufus mudurlugunde baba tarafimin 4 kusak soy ağacını çıkardim utana sikila memura sorduktan sonra. Sanki orada nufus agacimi cikarmak istiyorum ben dedigimde konustugum memurla birlikte butun sirada bekleyenler bana gulecekmis gibi geldi. Zaten yapamadigimiz her seyi ya diger insanlar guler mi ya da diger insanlar kizar mi korkusundan yapamiyor muyuz? En az birinden kurtulabilsen, iki kat fazla tecrube yasayacaksin anlamina da gelir bu. Mahmut oglu Mustafa oglu Hasan oglu Mustafa oglu Sencer oldugumu bilmek cok bir sey katti mi hayatina derseniz cevabim sifirin altinda olur.

Işemeye gittim simdi orada aklima geldi. Her ne kadar herkes aksini iddia etmeye calissa da herkes sahip oldugu kadar deger tasiyor. Evsiz bir adam ve ust duzey bir genel mudurun nufuslarini yeniletmek icin benimle ayni gun Konak Nufus mudurlugune geldigini hayal edin. Biri 198 ve digeri 654 nolu bekleme biletini aliyorlar yeni makinenin hangi tusuna basacaklarina karar vermek icin yarim dakika kadar bekledikten sonra. Iki ayri kuyruk ve ikisinin de onunde ikişer kisi var. Simdi size sorarim hangi adam oradan yeni nufusuyla gulumseyerek 15 dk sonra cikacak ve hangisi geceyi nezarethanede gecirecek? Nezarethaneyi yazmasi bile zor oldugu gibi nezaret ne demek aklima takildi su anda da, nazareth diye Alman bir metal grubu var gerci ama uzak onlar da hem konuya hem memlekete. Neyse demek ki herkes biraz da sahip oldugu maddi mallar kadar deger tasiyorsa o zaman mallarimizi bir sekilde konsantre bir hale getirebilirsek bizim yerimize onlar da hayatimizi yasayabilirler. Fakat o zaman da dogalari geregi mal olduklari icin alinip satilabilmeleri gundeme gelecekti. Daha sisman olanlar daha zayif olanlari satin alabilecek ve kolelik bir anda geri gelebilecekti.

Bence herkesin esit olmasi gerektigini boyle aciklamaliydi Marx ve Lenin. Hem o zaman belki komunizm de ufacik bir adaya hapsolup kalmazdi. Sanki komunizme Stalinin verdigi bir surgun cezasi sonucu bir adaya yanina en sevdigi uc sey olarak bir Kastro, bir Guevara ve bir de salsa almasi sonucu Kubaya kapanmis izlenimi uyandirmistir hep bende.

Aya 2010 gibi tekrar insan yollamaya karar vermis ABD. Neden bu karari verdiklerini

dusunmeye basladim. Astronot (gökmeni oneriyorlar oz turkcesi icin bence super) aya tekrar ayak basip, 'Zamaninda dedem Neile buralardan bir iki donum teklif etmisler ucuza istememis' diye hayiflanamaz bile. Topladiklari kaya ornekleri de 69 Temmuzundan beri ne kadar degismis olabilir ki? Uzerlerine basan yok bisi yok. Toz var gibi ama cok sanki orada. Bir kadin yollarlarsa bu sefer tozunu da alir hem belki oralarin. Gelen gideni yok diye bu kadar da salinmaz ki canim bir uydu. Biraz bakindiktan sonra 01:48 icin en uygun muzigin Supertramp 'A casual conversation' oldugunu farkettim. you're trying to make me feel so small until there is nothing left at all. Simdi de 4 senedir yazmadiktan sonra bir siir denemesi:

 

Şu anın dışı değil mi sadece soğuk olan?

Üşümek istemiyorsam benim suçum mu?

 

Bu şiirimde ne anlatmak istediğimi bulabilir miyim acaba bir daha? En kötü şiirim olarak bu sayfada paslanma ve insanların acıyan bakışlarına maruz kalma cezasına çarptırıyorum bu zavallı harfler kervanını.

 

6 milyar insanın hepsinin birden bildiği hiçbir bilgi parçası olamayacağını düşündüm az önce. %100 e en yakin bilgi parcacigi ise Coca Cola bence. Bu da acikli bir sey tabi. Gazli bir icecek yerine bu bilginin cocuk olumlerini engellemenin kesin yolu oldugunu dusunun bir an. Ama degil cunku dünya hic adil degil. Adil olmayan bir dunyayi bilerek yaratan bir tanri da ya herkesle dalga gececek kadar sıkılmış ya da sadist bir tanridir. Ben tanri gibi bir konuda sans almaktansa garanti yolu tercih edecek ve ikisine de inanmayacaktim. Bu basta enteresan bir sohbet baslatma konusuyken gittikce  saklanasi bir karakter hatasina donusmekte. Imam hatip liseliler arasinda yapilan bir ankete gore Ermeniler ve Yahudilerden sonra en dikkat edilmesi gereken ve sevilmeyen grup icin Ateistleri secmisler. Sanki bugune kadar bir ateistten bir zarar gorduler. Adamlar yanmayi goze almis iste sen ne diye onlarla bogusuyorsun ki?

 

Bilgisayari, yatmak uzere sabah 02:10’da kapadiktan sonra tuvalette kalin bagirsagima iyi geceler hediyesini verirken aklima birden bire yeni nesil bir Holywood aksiyonu olabilecek bir senaryo geldi. Uzaylilarla baglanti kuran musluman teroristler, hucre evlerini butun gezegenlere rahatca yayabilir ve izinsiz ezan yayini yapabilir hale gelmislerdir. Terorist emellerine alet etmek icin gezegenden 48 cariye ve 4 terorist gotururler yanlarinda. Koca gezegende hayatini teroristlikle kazanan sadece 4 kisi olmasi komutan Aloanvar’i hem sasirtmis hem sinirlendirmistir. Neye sinirlendigini tam olarak hatirlayamayinca, elini atlasin uzerine elini rastgele koyup ilk denk gelen yere saldirma karari alir.  Ilk iki denemesi kara deliklerin uzerine geldigi icin murettabati Allahin hakkinin uc olduguna ikna etmis ve son denemesinde Dunyayi secmistir.

 

Bu sekilde ilerleyen filmde dunya ise geldiklerini haber alir ve durdurmak uzere bir lisede rock grubuna uye olan 3 zombi cadi kizdan olusan The witches who are kinda bitches and fuck’n roll adli gruba haber salmistir. Dunyayi durduracak bir kisi varsa o da TWWAKBFNRdan birisiydi ve bu %33 luk sansi almaya karar vermisti tum ulke gizlice yapilan referandum neticesinde. O kadar gizlice yapilmisti ki referandum tek oy veren vatandas basbakanimiz ve zevcesi olmustu. Beraberlikle sonuclandigindan dolayi tam 8 tur suren secimler neticesinde first ladymiz secimlerden galibiyetle ayriliyor.

 

Iste boyle zirva konusu olan bir Hollywood filmini cekmesi icin bir takim yapimcilarla gorusme halindeyim ve bu ikinci bir Gilgamis Destanina donusmeyecek emin olun. Filme biraz daha aksiyon, nese, komedi, huzun, korku, gerilim, genclik, ask, seks ve merak kattigimiz takdirde filmin enfes bir hal alacagina bahse girdim. Boyle bir film seyredecegime tek bir repligiyle bile olsa hayatinizda bir iz birakacak bir kucuk butceli bagimsiz film izlemez miydiniz?