01 Ağustos 2007
Hun imparatoru Atilla ile Japon canavarotoru Godzilla arasýndaki benzerlikleri hiç düþünmediniz di mi? Ýkisi de 'illa' ile bitiyor, ve 'Ate' Ateistin ilk üç harfi. Ateist neye inanmaz? God'a, Godzilla'dan zillayý atýn bu sýcakta. Ne kalýyor? God, daha ne diyim ki ben size?
Mutluluk ürpertileri devam ediyor. Yer yer spazm etkili seratonin ataklarýnýn müsebbibi finallerine çalýþýrken, ben de ikinci kitabým için öyküler yazýyorum. Öykülerimin hemen hepsinde o var. O olmayanlarda da kenardan prodüktörlük yapýyor.
06 Haziran'da Dirty Three konserinde Warren Ellis'in sahne þovunda Tanrýyý gördüm. Müzikle kendinden geçen insanlara tapýyorum, dizlerimin baðý çözülüyor. Sýrada Blonde Redhead var.
John Fowles 'Magus' okudum ve hayatým deðiþti. Tuðla kalýnlýðýndan korkmayýn ve okuyun. Mükemmel ötesi, anlatýlmasý olanaksýz bir kitap.
'Türkler Nasýl Müslüman Oldu?' diye bir kitap okuyorum. Ýþte bizi böyle kesmiþler müslüman olmamýz için. Beni affedin ama gerçek bu:

07 Haziran 2007
Çok önemli þeyler oluyor, gözlerinizi dört açýn. Ben öyle yapýyorum. Hem dünya göz'ün ameliyatlarýndan daha ucuz, hem de daha iyi görüyorsunuz bazý þeyleri. Mesela ben çok mutluyum þu anda.
27 Nisan'da Ýzmir Amerikan Lisesi'nin nazik daveti sonucu öðrencilerle çok eðlenceli bir söyleþi yaptým. Söyleþinin sonunda dört ayrý öðrenciden dört ayrý kelime istedim ve bu kelimelerin hepsinin geçtiði bir hikaye yazmalarýný istedim. Aþaðýda yazdýklarý hikayelerden seçtiklerimi yayýnlayacaðým bir süre:
Kelimeler: Kalem-Ýguana-Reenkarnasyon-Telefon
Ucu olmayan kalemimle yazmaya çalýþýrken havada uçmaya çalýþan telefonu gördüm. Kimi arýyorsun diye sorduðumda, 'Arkadaþým igunayý arýyorum' dedi. Þaþýrmýþtým, denizde iguana nasýl olur. Telefonun peþinden gittim. Atladým, kalemimin üstüne, bastým gaza. Kuzey kutbundaki sýcak adalara varmýþtým. Reenkarnasyon geçirdiðini söyleyen zürafa kalemimin ucunu verdi. Baþladým yazmaya...
Yazan: Mehmet Þiþikoðlu
Bahçeden içeri giren iguanayý gördüðümde yanýna gidip konuþmak istedim. Ancak bana cevap vermeyince, sinirlenip cebimden çýkardýðým kalemimle kafasýna hafifçe dokundum, renk deðiþtirdi ve rahmetli babaannem gibi kýzardý, bir anda gözüme babannem geldi. Hemen telefonumu çýkarýp ablamý aradým, 'Abla çabuk gel babaannemi buldum, sadece biraz reenkarnasyon geçirmiþ'. Ama iguana o yapýþkan diliyle camdaki sineði yediðinde fikrimi deðiþtirip, onun babannem deðil de kýz kardeþim olduðuna karar verdim.
Yazan: Batuhan
Kelimeler: Salýncak-Ayý-Bilgisayar-Yarýþ
Bir gün kampa gittiðimizde, görevliler bize ormanda çok büyük bir ayý yaþadýðýný söylediler. Bu fikir bizi korkutmamýþtý. Ancak ormanýn derinliklerine indiðimizde, korkmaya baþlayacaktýk. Altý arkadaþtýk. Daha gece olmamýþtý. Bir kýz arkadaþ artýk yorulduðunu söyleyip oturdu. O sýrada arkamýzda ayý belirdi. Ayýyla bakýþlarýmýz kilitlendi. Herkes yarýþýr gibi kaçmýþtý, ama ben ondan korkmuyordum. O gün sýrtýnda bana bütün ormaný dolaþtýrdý. Sonra beraber salýncaða bindik. Erkek arkadaþýma yeni tüylü arkadaþýmý göstermek için, eve çaðýrdým. O geldiðinde arkadaþýma bilgisayarýmý gösteriyordum. Erkek arkadaþým bizi ayýyla bilgisayar baþýnda samimi görünce ateþ etti. Dostum ölmüþtü. Ölüyü bahçeye gömdük, sonra sinemaya gittik.
Yazan: Aylin
30 Nisan 2007
Mike Goodwin'in 1990'da ortaya attýðý bir kanuna göre online ortamda yapýlan bir tartýþma uzadýkça içinde Nazi Almanyasý/Hitler geçen bir karþýlaþtýrma yapýlmasý olasýlýðý 1'e yaklaþýrmýþ.
Bugün 29 Haziran-02 Temmuz arasýnda yapýlacak Radarlive festivalinin kadrosu açýklandý. James, Beirut, The Rakes, Piano Magic, The Horrors ve The Rapture gibi bombalar var. James'in yeniden birleþmesinden sonra ölmeden yapacaklarým listemden bir madde daha çizebileceðim.
Dün ben iþteyken bahar gelmiþ. Evde bulamayýnca kapýya not býrakýp gitmiþ, üzüldüm. Barýþ Manço'nun Gülpembe'nin klibinde aðaçlar arasýnda boynuna asýp çaldýðý klavyesi geldi aklýma hüzünlendim dün. Bir iyimserlik dalgasý geldi üzerime bugünlerde, eskisine göre dokuz kat tat alabiliyorum hayattan.
10 Nisan 2007
Sonunda kitabýmý bitirdim. 'Masa(l)larý Birleþtirelim' adlý öykü kitabým altkitap.com sitesinde yayýnlandý. Kitabýma buraya týklayarak ulaþabilirsiniz. Bu kitabý yazarken ne düþündüm derseniz unuttum. Ne demek istediðimi kesinlikle hatýrlamýyorum. pdf formatýnda kitap yeni kitap gibi kokmuyor ama iþte naparsýnýz? Kitapçýnýzdan da ýsrarla istemeyin, yok çünkü basýlý formatta.
Berna adýnda çok sevdiðim bir arkadaþýmla indiecator adýnda bir müzik blogu yazmaya baþladýk.
Hepsi küçük harflerin ardýna gizlenmiþ 7 süvariyle, bas bas baðýran 7 korsan kapýþýrken ana sahnede yine kan ter içinde kalmýþtým. Bildikçe bilen iþtahýndan... 'sen neden bahsediyorsun allah aþkýna?' 'iþte hikaye anlatýyorum çocuklara!' 'Eee o zaman hikayeni toparla da uza hadi buradan' dedi cadýlar ateþin kor gözünden bakarken. 'Ben dýþarýya giden yolu biliyorum, beni izleyin'di asýl bastýrmak istediðim cümle, ama bastýramadým iþte. Þimdi tekrar tekrar yankýlanýrken bu mermer sonsuzlukta kesik nefesim, bilmeli herkes kim nerede ne kadar býrakmýþ.
Muhteþem bir proje: 100 YTL'ye bir okul
30 Mart 2007
Aþaðýdaki satýrlarý tamamen sarhoþken yazdým. Bakalým bir þeye benzemiþler mi?
'Biraz daha alýr mýydýnýz?' dedi uzattýðý limon kolonyasýna dikilmiþ gözlerini kaldýrmadan. 'Alýrým almaz mýyým hiç?' dedim. Mis gibi kolonyayý plastik þiþesinin kenarlarýna bastýrdýðý parmaklarýnýn beyazlaþmýþ boðumlarýný izlerken burnuma götürdüm. O da onaylayacak mýydý bakalým kolonyanýn misliðini. 'Evet' der gibi bir fýslama çýktý burnumdan. Bir fýslama evet, iki fýslama hayýr olarak sabitlemiþtik. Gözümden bir kýskançlýk kýrpýþmasý geldi o anda. 'Sana göre bir þey yok buralarda' dedikten sonra, Erol Taþ gibi gülen taþ kalbimin kahkahalarýna kandý. Gözüme götürmemle kolonyayý bir cazgýrtý koptu aðzýmdan. Tüm duyularýmla aþýk olmuþtum. Evet evet olmuþtum.
'Bir de bu var' dedi tam dükkandan çýkýp tozlu yol tehdidiyle botlarýmýzý korkutmadan önce. Neymiþ o bakýþýmla baktým adama. Kaplumbaða ensesi dedi. 'Kaplumbaða ensesi normal enseden daha garip deðil ki, onlarýn da Cuma günü kapanmasý gerekmiyor mu?' dedim, dediðim anda piþman olarak. Çorbamýz gelmiþti ve herkes ayný anda üflüyordu. 'Üflediðiniz çorbalarýn üstündeki dumanlarýn nereye gittiðini hiç merak ettiniz mi?' diyerek meraklarýný üzerime topladým. Bir tanesini kararsýzca dýþarý süzülürken görmüþtüm ve bunu onlara da söylemekti niyetim.
27 Ekim 2006
The Frames 'The Cost' son iki-üç yýldýr dinlediðim en iyi albüm. Ýki yýl önce ne dinledin diye sormayýn hatýrlamýyorum. Pýrasa, ýspanak, karnýbahar serisinden sonra þunlardan hangisi gelebilir? a) Erman Toroðlu (hepsini sattý) b) Temel Reis (en az birini yedi) c)Yarasa (zengin uyak yüzünden) d) Kereviz (cenevizliler çok severmiþ).
Q,W,E,R,T,Y,qwerty, qwerty'den su alýyoruz, önce kadýnlar ve çocuklarý tahliye ediyoruz.
Bazen ben de evime bir akvaryum almak ve sonra yerel televizyondan tüm Ulus'a akvaryumu yayýnlama isteði ile yanýp tutuþuyorum.
Phonem By Miller'de Mogwai, Whitest Boy Alive var. Sonra Metric ve Oceansize geliyor. Kýþa giriþ de güzel olacak. Filmekimi'nde Richard Linklater 'Fast Food Nation' görülmeli.
29 Eylül 2006
Mosmordu göz altlarý. Göz altlarý mosmor bir kýzýn bana hala çekici gelmesine þaþýrarak, burnundaki minicik hýzmaya dokundum. Þaþýrmadý bile bu hareketime, baþýný yorgunca bana doðru çevirdi ve eminim kendisine çok komik gelen bir kelime esprisi yaparak 'Hýzma birader' dedi sadece. Benim duraðýma daha çok vardý ve o yasemin kokuyordu.
Gözlerimi oðuþtururken 'Sabah oldu mu bile?' diye þaþýramýyorum ne zamandýr uyanýrken...
Her sabah uyandýðýmda yanýmda olmayacak diye ödüm kopuyordu ve her sabah uyandýðýmda yanýmda olmuyordu...
Herhangi bir çaðda yaþayabilsem hangisi olurdu acaba bir türlü karar veremiyorum...
02 Eylül 2006
Lambchop, Kasabian, Killers ve The Dears yeni albümler yaptýlar, ne güzel. The Frames de 22 Eylülde çýkaracakmýþ. Nabokov gelmiþ geçmiþ en dahi yazarý sanýrým. Marquez ölecek çok yakýnda ne yazýk ki. Yaz sadece takvimde sonunu gösterdi, yanýyoruz çok fena. Japonlarýn Dünya basketbol þampiyonasý düzenlemesi, Suudi Arabistanýn kýþ olimpiyatlarýný düzenlemesi gibi ama biz ikinci tura çýktýk bile. Dünya liselerarasý Folklör Þampiyonasýna hazýrlanan ekibi çalýþtýrmak istedim birden, aþerdim de denilebilir. Aþermek Türkçedeki en güzel kelimelerden biri bence.
Tam 00:00 þu anda saat. Bunu çok az farkediyorum sanýrým.
22 Temmuz 2006
Sadece 2 gün sonra 31 yaþýna girecek adam ben miyim diye düþünüyorum. 10 yaþýnda bir çocuða sorsanýz, 31 yaþýnda biri ile 55 yaþýnda biri arasýnda fark yoktur mesela. Bayaðý bayaðý yaþlý bir adamým artýk ama öyle davranamýyorum bir türlü. Bir yerde okudum, 'Mutlu olmanýn tek yolu, geçmiþ hakkýnda piþmanlýk duymayý býrakýp, gelecek hakkýnda endiþelenmemektir' diyordu. Ýþte bu çok hoþuma gitti. Þu an için içiyorum o zaman.
Korkunç güzel bir yaz olacak. Depeche Mode, Morissey, Paul Weller, Elbow, Roger Waters, Hooverphonic, Placebo, Alan Parsons Project, Franz Ferdinand, The Strokes. Gönül bir de Interpol ister, duyun sesimi.
Placebo cover iþini çok güzel yapýyor. Monsieur Gainsbourg Revisited'da da en güzel parçalar onlarýn. Haziranda 2. kez izlemek çok keyifli olacak.
28 Nisan 2006
1884de Amerikada yapýlan meridyen kongresine kadar herkesin üzerinde anlaþtýðý bir saat birimi bile yokmuþ. Herkes saniyelerin esaretinde olmadan çok mutlu yaþýyormuþ. Her þeyin geç kalmamak üzerine kurulu bir toplumda sadece 200 yýl önce olmasý masal gibi geliyor.
'I'm gonna leave any minute, see the skyline disappear' diyor Tom McRae. Her an her þeyin her yerde býrakýlabileceðini düþünüyorum. Sizi baðlayan baðlarý kesin. Set yourself free for once.
30 Mart 2006
Miloþeviç ölmüþ az önce dünya bir pislikten daha temizlendi. Bir sonraki manyak kafasýndakileri aksiyona dökmeye karar verene dek her þey yerine oturmuþ durumda. Ýlahi adalet düþüncesi rahatlatýyor mudur onca Boþnak yetimi bilmiyorum?
It's a crime i never told you about the diamonds in your eyes adýnda bir þarkýsý var Black Heart Procession'un. Yanýmýzdaki kiþinin gözündeki elmaslarý gördüðümüze ona söylemediðimiz için, ya da belki yeteri kadar uzun bakýp göremediðimiz için, her gün o kadar çok gereksiz kalp acýsý yaþanýyor. Ben de uzman deðilim tabi ki ama herkesin gözünde yeteri kadar derine kazarsan bulacaðýn bir elmas var gibi geliyor.
11 Mart 2006
Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood. Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood. Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood. Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood. Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood. Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood. Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood. Passersby were amazed by the unusually large amounts of blood.
Bu cümlenin ne anlama geldiðini bilen bir kýzla yarýn evlenebilirim sanýrým.
10 Þubat 2006
Hem kendinizi iyi hissedin hem iyi bir þey yapmýþ olun. Anlamadýðýnýz bir dilde yüzbinlerce kulhuvallahu okumaktansa soðuktan titreyen küçük bir kýzýn okula gitmesini saðlamak daha çok mutlu etmez mi sizi? Ýbadet, elindeki bütün boþ zamanla ne yapacaðýný bilemeyen kiþiler için, ahlak kurallarýndan baþkasýna ihtiyaç yok bence.
'Günler geçiyor, sanki þakacýktan/Gidiyorlar mý geliyorlar mý/Belli deðil' Özdemir Asaf'ýn 25. ölüm yýldönümünde bu þiirini okudum dün ve çok feci çarptý beni. Her gelen gün, geliyor mu gidiyor mu belli deðil. Ýlk on yýl bir penisim olduðunu farketmeden geçti, ikinci on yýl kýzlarýn varolduðunu algýlarken geçti bitti ve üçüncüsünde ölümün buz gibi nefesi ensemizde bitiverdi iþte. Ama ben hala çocuk gibi hissetmek istiyorum hakkým yok mu? Bir yerde okudum ama çýkaramýyorum þu anda, herkes ölümsüz olsaydý, birisi öldüðünde onun için üzülebilirdik ama durum öyle deðil. Birisinin ölümünü kabullenmek için harika bir yol gibi geldi bana. IF 16 Þubatta baþlýyor yine.
30 Ocak 2006
Kýrmýzý þapkalý tombul Noel Baba imajýnýn Coca Cola'nýn 50li yýllardaki bir reklamindan gelme olduðunu bilir miydiniz? Noel Baba bile saf deðil yani. Sabah Sabah Seda Sayan cinnet getirmeye hazýrlanan bir toplumun hangi aþamalardan geçerek buraya geldigine ornek olarak bundan 20 yil sonra sosyologlar tarafindan tez konusu yapýlacak. Hiç seyretmedim ama birgün evde kalýp seyretmek istiyorum. Býyýksýz AKP'lilerle býyýklýlar arasýnda bir husumet varmýþ gibi hissediyorum hep. Bir kez daha þapka devrimi olsa AB'ye girdikten sonra ve hepimiz bere, silindir þapka ve kovboy þapkasý taksak güzel olur mu bilemiyorum. 80'li yýllar, 90'li yýllardan sonra bu içinde bulunduðmuz yýllarin modasý gelirse 00'li yýllar demek çok garip olacak. Kemençeyle çalýnan hüzünlü parça var mýdýr ki? Yalnýz bir müzisyenin bile en azýndan saz arkadaþlarý yok mudur?