Bundan iki sene once 29 yasinda, bekar bir garsondum. Hayatin herkese en az bir kez gulecegine dair umutlarimi yitirmeden onceydi. Yasadigim bodrum katindaki kucuk daireye, apartmanin insaati sirasinda amelelere cay getiren, karsi siradaki kahvehaneden Emine Abla'dan baska bir disi varlik girmemisti. Ask hayatimin acinilir hali, is hayatimdaki husranlarla, sonucu foto finisle belirlenecek bir yarisa girmis gibiydi. Tam o sirada sef garson Ahmet Abi isten ayrilinca bekledigim buyuk promosyon da fos cikmisti ve yavas yavas yenilgiyi kabullenmek uzereydim. Iste tam o gunlerde calistigim lokantaya o gelmeye basladi. Uzun kizil saclari omuzlarina dokuluyor, yesil gozleri masumiyetle sehvetin kimyasal sentezi uzerine seminer veriyorlardi. O iceri adimini atar atmaz, elim ayagima dolaniyor, garson oldugumu anlarsa beni begenmeyecegini dusunerek, en yakindaki masaya oturarak musteri taklidi yapmaya basliyordum. Patronun tam o anda, kulagimdan tutarak beni mutfaga suruklemesini gormedigini umit etmekten baska bir sey gelmiyordu elimden. Aradan iki hafta gecmisti ve daha adini bile bilmiyordum. Ona hep oturdugu masadan esinlenerek Masa Yedi adini takmistim. Her hesap pusulasinin arkasina telefonumu yazip birakmama ragmen, bir kez bile aramamisti. Geceleri bir turlu calmayan telefonun sessizligi basima agrilar sokuyordu. Otuz saniyede bir ahizeyi kaldirip calisip calismadigini kontrol ediyor, sonra da tam o anda aradiysa mesgul calmis olacagini farkedip kendime kufurler saydiriyordum.
Gunler bu sekilde gecip giderken, bir Cuma ogleden sonrasi tam lokantanin onunde bir grup insanin bagiris cagirislarini duyup disari ciktigimda, onu yerde baygin yatarken gordum. Basina egilmis orta yasli, iyi giyimli bir adamin, 'Kan sekeri dusmus, tatli bir seyler vermemiz lazim!' dedigini duydum. Iceri kosup, uzerinde Kemalpasa tatlisi olan bir tabakla disari cikmam bir oldu. 'Acilin ben garsonum,' diyerek kalabaligi yararak yanina ulastim. Ondan sonrasi gercekten cok hizli gelisti. Kendine gelmesi, resmen tanismamiz, ve nikah masasina oturmamiz arasinda en fazla on gun gecmistir. Hatta evlenmeye giderken ben henuz sahilde elele dahi kosmadigimizi farketmistim de Salacak plajina gidip nefes nefese smokin ve gelinlikle biraz kostuktan sonra nikah salonuna gelebilmistik. Iste ondan sonra, asla ozlemeyecegime emin oldugum evlilik oncesi hayatimi aramaya basladim.
Daha nikah salonunda esimin gercek yuzunu gordum. Imzalari attiktan sonra yanima gelerek koluma giren cok cirkin bir kadin, bana bir es bulma servisine basvurdugunda, hic sansi olmadigini goren servisin kendisinin yerine calisanlarindan biri olan Masa Yedi'yi gorevlendirdigini soyledi. Ayni sirkete ben de bir sene once basvurmus, hic sonuc cikmayinca tamamen unutmustum. Neyse, sonucta nikah masasindan kalktiktan sonra, es bulma ajansinin calisanlari kahkahalar arasinda gercegi acikladilar ve imzayi atmis bulundugum icin vazgecemeyecegimi anlattilar. Asil esim Hilal her konuda kadin erkek esitligine inanan azili bir feministti. Bu esitlik alanlarina anladigim kadariyla sac, kilo ve vucut killari da giriyordu cunku kendisi sekseniki kiloluk kisacik saclari olan ve biyiklari yeni terlemeye baslamis bir kadindi. Daha onceki evliliginden yirmi dort yasinda Iclal adinda bir kizi vardi ve ben ilk gordugumde ikiz kardes olduklarini sanmistim.
Evlendikten bir ay sonra Hilal'in Kozmopolitan'da birbirleriyle bebek sesiyle ve ucuncu sahista konusan ciftlerin ask hayatlarini nasil uzattiklariyla ilgili bir yazisi cikti. Bu olayi kutlamak icin, o aksam yemek yapmamami ve beni yemege goturecegini soyledi. Lokantada tam garsonlarin neleri hatali yaptiklarini anlatip, nasil duzeltebileceklerini aciklarken Hilal artik garsonluk yapamayacagimi soyledi. Daha sonra beni emlakci olan babasinin yaninda calismaya ikna etti. Ikna etti derken, kafami icine sokmus oldugu corba tabaginin icinden yaptigim itirazlarin hicbirini duymadigina emin oldugum icin, fazla uzun bir tartisma oldugunu iddia edemem.
Emlakcilik hakkinda fazla bir sey bilmememe ragmen, uygulamak istedigim bir iki yeni fikrim vardi. Kayinpederim oldukca sert, eski bir askerdi. Ikinci Dunya Savasina girmedigimizi kimse kendisine soylemedigi icin, tek basina Normandiya cikartmasina, kucuk sandaliyla katilmisti ve devamli savas gunlerinden soz edip dururdu. Gordugum kadariyla elinde bir suru ev vardi ve bunlari baska insanlara satmak istiyordu. Belli etmek istemese de ben emlakcilik isine baslamadan once bu sorunu halletmemiz gerektigini anlamistim. Beyoglunda calistigim zamanlardan, arka sokaklarda yasayan evsiz bir suru adamcagiz oldugunu biliyordum. Ev satmak icin evsiz bir insandan daha iyi aday mi olurdu? Tek cikista bu evlerin hepsinin anahtarlarini, kolayca bu evsiz adamlara teslim ettim ve en kisa surede, kendilerini fazla sikmadan odeyeceklerine dair soz aldiktan sonra harika haberi kayinpederime vermek icin ofise kostum. Oradan da kayinpederimi acil servise kaldirmak icin gelen ambulansin arkasindan hastaneye kadar kostum.
Hilal, babasinin olumu yuzunden sanirim beni sucladigindan aylarca benimle konusmadi ve beni yatak odamizdan kovdu. Iste tam bu gunlerde her uvey babanin kabusu olay basima geldi. Uvey kizim Iclal, her gece Hilal'in horultulari evi sarsmaya baslar baslamaz gizlice oturma odasina gelip, detaylarini anlatamayacagim sekillerde beni kullandi. Esime bir sey soylersem, beni cok kotu yapacagini soyleyerek tehdit ettigi icin agzimi acamiyor, o odadan ayrildiktan sonra saatler suren duslar aldigim halde kendimi cok kirli hissediyordum.
Artik daha fazla cekemeyecektim butun bunlari. Bosanma lafini her actigimda gunlerce gunes gozlugu ile dolasmak zorunda kaldigim icin, ne yapacagimi bilemiyordum. Moralim o kadar bozuktu ki son uc altin gunune dahi katilmamistim.
Butun bunlarin uzerine dun gece bardagi tasiran son damla geldi. Aksam yemegi sirasinda sans eseri esimle uvey kizimin beni oldurmeyi planladiklarini kesfettim. Yemek masasinda yine varligimi unuttuklari bir anda Hilal'in, Iclal'e 'Yarin bizimkini obur tarafa postaladiktan sonra alisverise gidelim mi?' dedigini duydum. Hilal'e 'Anadolu tarafina postalamak istedigin bir paket varsa ver ben yarin postaneden atayim,' diyerek agzini aradim ve oyle bir paketin olmadigina ve obur tarafa postalayacaklari seyin ben olduguma emin oldum.
Onlardan erken davranmaya karar verip bir kiralik katil tutmaya karar verdim. Gece onlar yattiktan sonra, liseden arkadasim Haylaz Hamit'i aradim. Hamit'in ileride kiralik katil olacagini hocalar dahil butun okul bilirdik. Kendisinin de idealiydi bu meslek. Biyolojide kurbagalari kestigimiz deneyler haricinde ikinin ustunde not almamisti. Hamit once hayirsizligimdan dolayi biraz bozuk atti ama meseleyi anlatinca yarin zaten bir is icin bizim eve gelmesi gerektigini ve isini halleder halletmez benimkini de halledecegini soyledi. Nedense parayi pesin almak konusunda cok israr etti ama sirketi bir kontrat yapana bir tane bedava kampanyasi yaptigi icin yari fiyatina hem kizimdan hem esimden kurtulmak uzere harika bir anlasma yaptik.
Gece heyecandan gozume uyku girmedi. Sabah erkenden kalkip Hilal'i ise gecirdim ve 'Aksama ne yemek istersin?' derken gulmemi bastiramadim. Hilal soguk soguk bakip 'Zahmet etme biz helva yiyecegiz,' dedikten sonra kapiyi carpip cikti.
Bunlari Hamit'i beklerken yaziyorum. Artik sansimin donmeye basladigini hissedebiliyorum. Parayi ucu ucuna denk getirdim. Sanirim hikayemin sonunu ozgur ve bekar bir adam olarak Kanarya adalarinda tamamlarim. Hah kapi da caldi, Hamit gelmis olmali. Ilahi Hamit ne isi var acaba bizim evde?